• https://www.facebook.com/orduulubeytv
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=05443345252
  • https://twitter.com/OrduUlubeyTv?s=09
  • https://www.instagram.com/orduulubeytv
  • https://www.youtube.com/channel/UC1bzmqdZw5Cl40fzEyf8HXw

KALECİLİK ÇOCUKLUK HAYALİMDİ

Yaklaşık 10 yıl Ulubeyspor kalesini koruduğu gibi Karate, Tekvando gibi yakın doğu sporları yapan, doğa sporları olan kara ve deniz avcılığının yanı sıra ömrünün büyük bir bölümünü arıcılıkla geçiren Ergin Yeşiltaş,

 

BU GÜNKÜ ŞARTLAR O GÜNLERDE OLSAYDI MİLLİ TAKIMIN KALESİNİ KORURDUM

   Yaklaşık 10 yıl Ulubeyspor kalesini koruduğu gibi Karate, Tekvando gibi yakın doğu sporları yapan, doğa sporları olan kara ve deniz avcılığının yanı sıra ömrünün büyük bir bölümünü arıcılıkla geçiren Ergin Yeşiltaş, Ulubey Yeni Dönem Gazetemizin bu haftaki spor sayfasının konuğu oldu. Halen Mesudiye ilçemizin Yeşilce mahallesinde arıcılık yapan Ergin Yeşiltaş ile yapmış olduğumuz röportajımızı siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz. 1961 yılında Ulubey-Fındıklı mahallesinde dünyaya geldim. İlk okul tahsilimi Uzun Mahmut’un Yağcılar mahallesinde öğretmenlik yapan rahmetli amcam Öner Güzelordu’nun yanında okudum. Şartlar gereği Orta okulu okuyamadık. İlkokul sonrası rahmetli amcamın yanında arıcılık yaparak hayata atıldım. Vatani görevimi 1984 yılında Ankara’da Kara Harp Okulunda yaptım. 1986 yılında evlendim. İki kız babasıyım. İki kızımı da okuttum. Bu yönden kendimi şanslı sayıyorum. Kızımın bir tanesi evli, diğeri ise Gölköy’de 8 yıldır öğretmenlik yapıyor.

 

KALECİLİK ÇOCUKLUK HAYALİMDİ

    Amatör maçlar kışın oynanırdı. Kendim de arıcılık yaptığım için kış aylarım boş geçerdi. Bende bu boş günleri değerlendirmek adına Ulubeyspor’da 10 yıl civarında kalecilik yaptım. O günleri unutmam mümkün değil. Gerçek amatörlük o günlerde vardı. Biz bu konuda şanslıyız. Biz bu işi para için yapmadık. Adı üzerinde olduğu gibi amatörce amatör ruhla yaptık. Şimdiki gençlerde yok yok. Her imkanlar ayaklarına seriliyor. Biz kaleciliği çakılların içerisinde yapardık. Buralarda yaptığımız antrenmanlar ve turnuvalarda kendimizi göstererek Ulubeyspor’a yükseldim.

 

O GÜNKÜ ŞARTLARLA BU GÜNKÜ ŞARTLAR ÇOK FARKLI

  Çorak düzü dediğimiz bugünkü sahanın olduğu yerin çamurlarını her gün eşofmanla eve getirdim. Çeşmenin peteği komple kum çamurla dolardı. O zamanlarda doğru dürüst deterjan neredeydi. Evde ailemle papaz olurduk. Her gün bir çanta dolusu kumlu ve çamurlu eşofman çantası. Şükrüler olsun hiçbir arkadaşımızın kalbini kırmadan 10 yıl civarında aktif olarak kalecilik yaptım.  Amatör ruh o zamanlar vardı. Gittiğimiz her yere kendi imkanlarımızla gittik. Çünkü kulüp bizim kulübümüzdü. Onu yüceltmek yukarılara çıkarmak bizlerin göreviydi. Deplasmanlara kendi imkanlarımızla gider, yemek ve çay paralarımızı kendimiz verirdik. Şimdiki gençler çok şansı, her dedikleri yapılıyor.

 

BİZ SAHAYA ÖDÜNÇ AYAKKABI İLE ÇIKARDIK

   Hani nerden nereye deriz ya, işte bizim zamanımızda maçlara arkadaşlarımızdan aldığımız ödünç ayakkabılar ile sahaya çıkardık. Hiç unutmuyorum Fatsa stadında Çamaş ile oynadığımız bir maç günü öncesinde bir ünite kan verdikten sonra kaleye geçmiştim. Biz o ruhla futbol oynadık. Futboldan ziyade gurur mücadelesi verirdik. Maçı kazandığımızın ertesi günü Ulubey meydanında gururla gezer, yenildiğimizde ise Ulubey’e çıkmazdık.

 

BAL LİGİNDE OYNAYACAK OLMANIN HEYECANINI YAŞIYORUM

   Ulubey Belediyespor’un tarihinde ilk kez Bölgesel Amatör Ligde (BAL) oynayacak olması bizleri fazlasıyla gururlandırıyor. Bunlar gurur verici şeyler. Lakin yeterli derecede altyapının olmaması beni endişelendiriyor.  Futbolcuların oturup dinleneceği bir otelimiz dahi yok. Bugün A takımların olmazsa olmazları olan altyapılar çok önemli. Sizlerde bilirsiniz “Taşıma su ile değirmen dönmez” derler atalarımız. Dış transferle bir takım ne kadar ayakta durabilir? Bu nedenle altyapıya büyük önem verilmesi gerekir.

 

ANTRENMANLARIMIZ NEŞE İÇERİSİNDE GEÇERDİ

   Kesenek ve Çorak düzü. Futbol oynadığımız dönemlerde bizim vazgeçilmezlerimizdi Kesenek ve Çorak Düzü. Fırsat buldukça da ilk okulun düzünde antrenman yapardık. Daha ziyade karakoca yolunu kullanırdık. O zamanki kaptanımız Aydın abiyi gidişte sırtımda taşır, dönüşte ben onun sırtında Ulubey’e gelirdik. Bu gün aramızda olmayan Kazım İnan, Ali Osman Pamuk, Lütfi Baykal’ları nasıl unuturum. O günleri konuşurken bile gözlerim yaşarıyor. Dostluk, arkadaşlık, kardeşlik o günlerle özdeşleşen kelimelerdi. Dönüş olsa da keşke o günlere dönebilsek.

 

90 BİN KOVANIN YANDIĞINI SÖYLÜYORLAR

   Temmuz aylarında Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaşanan orman yangıları sonrasında 90 bin arı kovanının yandığı söyleniyor. Bu sezon bal rekoltesi çok düşük. Bizim arıcılar birliği diye bir birliğimiz var. Bu birliğin yaklaşık 6 bin üyesi var. Bir insanımızın başına bir şey gelse onu savunacak  bir avukatı bile yok. Birliğin dar gelirli arıcıların ballarını alıp satma imkanları da var.  Bizim sadece yazıda birliğimiz var.

 

SPORUN HER DALINA MERAKLIYIM

   Boş zamanlarımda Karate, Tekvando yaptım. Fırsat buldukça antrenmanlarımı aksatmamaya çalışıyorum. Günün yorgunluğunu bu sporları yaparak atmaya çalışıyorum. Bedenen yorgunluğumu atamasam da kafa olarak kendimi dinlengin hissediyorum. Dedim ya o günlerde bugünkü imkanlar bizlere tanınmış olsaydı bugün çok farklı bir yerlerde olabilirdik. Bugün bilgisayarlara cep telefonlarına rehin verdiğimiz gençlerimizin salon sporları yapmalarını öneririm. Bugün hangi branşta olursa olsun milli formayı giyen sporcularımıza her türlü kolaylıklar sağlanıyor. Gençlerimizin bu fırsatı kaçırmamalarını öneririm.

 

HİÇ DURMADAN YÜRÜRÜM

   Gerek kara, gerekse deniz avcılığı ise apayrı bir tutkumuz. Fırsat buldukça dostlarla ava gideriz. Birileri bizleri görse bu adamlar katliama gidiyor sanır. Şahsımın amacı cana kıymak yerine saatlerce doğada yürümek, av peşinde koşmak. İşte benim asıl amacım bu. Yeri geliyor gerekli avımızı yapıyoruz. Bunlar doğanın kanununda olan şeyler. Şimdiki avlar daha profesyonel biçimde yapılıyor. Ne zaman hangi avın yapılacağını milli parklardan görüş alarak yapıyoruz.

 

BELEDİYE BİZE SAHİP ÇIKMADI

   Biz Ulubeyspor forması altında takımımıza hizmet etmeye çalıştık. Yıllar sonra bu takım belediyeye devredilerek adı Ulubey Belediyespor oldu. Sizlerle birlikte zor şatlar, kısıtlı imkanlar dahilinde giymiş olduğumuz formanın hakkını vermeye çalıştık. Bugün o günleri konuşurken dahi insanın gözleri yaşarıyor. Bizim kulübümüzden bu saatten sonra hiçbir beklentimiz olmaz. Ama gönül ister ki belediye başkanımızın yılda bir günde olsa bizleri hatırlamaları bizleri gerçekten mutlu eder. Bizim beklentimiz Ulubeyimizin, Ulubey Belediyesporumuzun en güzel yerlere gelmesi.

 

 

140 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın