KANATSIZ UÇABİLEN ÇİL HOROZ

İmam-Hatip Lisesine gittiğim yıllar. Her sabah babamla beraber evden çıkar, iki kilometrelik bir yolun ardından otobüse binerdik.

 

İmam-Hatip Lisesine gittiğim yıllar. Her sabah babamla beraber evden çıkar, iki kilometrelik bir yolun ardından otobüse binerdik. Babam Emniyet Müdürlüğündeki işine gider, ben ise okul yolunda inerdim. Yürüme mesafemiz uzun olsa da çoğunlukla tek kelime dahi etmeden sessizce hareket ederdik. O, önden gider ben ise geriden geriye ona eşlik ederdim. Bir sabah benden biraz erken çıkmış ben ise annemin son dakikada gelen talebine ancak yetmiştim.

 

Hava yağmurlu, yerler olmuş çamur, vıcık vıcık acele acele giderek babama yetişeyim dedim. Bir de baktım ki babam yanından geçmekte olduğumuz bir evin az ilerisinde durmuş, elleri belinde bana dönmüş kıs kıs gülüyor. Allah, Allah! Bunun nesi var? Âdeti değildir durduk yere gülmek diye zihnimden geçirdim.

 

Alt tarafından geçtiğim patika yolun üstünden, çilli bir horoz üzerime atlamasın mı. Aman, Allah’ım! Nasıl bir illet! Mahmuzlarını bana nasıl da geçiriyor öyle. Düştüm amansız bir mücadelenin içine boğuşmaktayım. Ne yaptımsa aman vermez! Bertraf edemedim. En nihâyetinde sallamakta olduğum bir tekme göğsüne denk gelmesin mi. Rövaşataya denk gelmiş patlak top gibi bir kaç metre kanatsız uçuverdi. Canı iyice yanmış olacak ki bu bana yetti, ders olsun! Diyerek bulunduğu yere çöküverdi.

 

Savaştan muzaffer çıkmış kahraman bir mücahit, edâsıyla babamın yanına vardım. Üstüm başım batmış, hâlim perişan çamur çorak içinde. Bir de baktım babamın üstü benden de beter. Meğerse az önce aynı yerde horozla mücadeleye babam da girmiş. Horoz istiyorki ki babadan oğla bir ders vereyim, bu çöplük benim. Gelene geçene en üst tarifeden bilet keseyim.

 

Babamın o halini görünce gülmekten kendimi tutamadım. Yolumuzu kesen az ilerideki dereye, baba oğul doluverdik. Horuzun mahmuz izleri bedenimizde, elbisemize resmettiği izler tâ belimizde buz gibi suda başladık temizlenmeye.Temizle temizle nereye kadar?

 

Babamın yüzüne baktım biraz da sinirli. "Sen nasıl babasın? Niçin kurtarmaya gelmedin" demek istedim.

 

Babam, “Oğlum! Babalık duygum yardımına koş demişti, demesine amma, bakayım kendini nasıl müdafaâ edecek diye sabrettim. Senin namussuza yerleştirdiğin okkalı tekmeyi ben ona ne ettimse yerleştiremedim. Kaçanın anası ağlamamış diyerek kaçtım ancak kurtardım kendimi.

 

Oğlum! Her önüne çıkan problemde ben koşsam gelsem, önüne çıkan engellere bir bir tecrübemle son versem, özgüven sahibi olarak yetişemezdin. Sağlam bir yapın olsun, kimsenin kimseye faydası olmadığı günlerde kendi kendine yetesin istedim.  Haki Özgül

 

 

6 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın