YAŞAR PAMUK

YAŞAR PAMUK

 

Ulubey Yeni Dönem Gazetemizin bu haftaki konularından bir tanesi de Ordu ve Ulubey siyasetinin, ticaretinin, sanatının ve sporunun içerisinde her daim yer almış olan Yaşara Pamuk oldu. Her platforma Ulubey ilçesini ve Ulubey halkını savunan Yaşar Pamuk ile gerçekleştirmiş olduğumuz hoş sohbeti siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz.

 

    Rahmetli annem Kiraz ayında Ulubey’de doğduğumu söyledi. Nihayetinde köy çocuğuyuz. İlkokula gidene kadar  fındıktı fıstıktı, inek dana yaymaktı, odun taşımaktı bu işlerle uğraştım. İlkokulu Ulubey merkez ilkokulunda okuduktan sonra akabinde yatılı öğretmen oklunu kazanarak 7 yıl Samsun Ladik de okuduk. Son bir yılı okutmayarak öğretmenlik hakkımızı elimizden aldılar. 1977 yılında mezun olmuş olsaydık öğretmen olacaktık. 1976 yılında mezun ettiler. Öğretmen lisesi mezunu olduk. Akabinde üniversiteyi kazandık ve matematik öğretmeni olduk. 1977 yılında öğretmen olacakken 1982 yılında öğretmen olduk. Ulubey’de güzel günlerimiz oldu. Milli eğitimde öğretmenlik, sivil toplum örgütlerinde görevler yaptık. O dönemlerde Ulubey’den 3-4 kişi üniversiteyi ancak kazanabiliyordu. O güzelliği o dönemlerde yaşayan birisi olarak kendim ve ailemle hep gurur duydum.

 

MAHALLE BAKKALLARININ BİR ŞEKİLDE YAŞATILMASI GEREKİR

 

    Ekonomik anlamda varlıklı bir ailenin çocuğu olmama rağmen ayakkabı boyacılığı yapmışımdır. Kepçenin olmadığı dönemlerde küreklerle kum doldurmuşumdur. Odunları sırtımızda taşımışızdır. Kilo ile fındık toplamışımdır. Günlük ortalama 350 kilo civarında fındık toplayan birisiyim. Bu süreçlerde hayatımız mücadele ile geçti. O günlerle bu günler arasında ticaretin de şekli değişti. Her şey nerdeyse internetten yapılıyor. Türk toplumu kendi örf adetlerinden uzaklaştığı taktirde ciddi sıkıntılar yaşayacak. Şuanda cebinde parası olan, kredi kartında limitleri olan gider büyük marketlerden alışverişini yapar.  Cebinde parası olmayan, kredi kartında limiti olmayan alışverişini mahalle bakkalından yapar. Bir şekilde mahalle bakkallarının yaşamaları gerekir.  Türk milletinin örf ve adetlerinden kopmaması gerekir. Ticaretin şekli şemali değişti. Rekabet farklı bir şey, mahalle bakkalı olmazsa olmuyor. Kendi esnafımızı desteklemek zorundayız. Birisi Ordu veya Ulubey’e gelerek, buradan  elde edilecek ürünleri yurt dışı veya il dışına satacaksa bu insanları sırtımızda taşıyalım. Bunun tam tersi kuruyorsun tezgahı dışarıdan getirdiğin ürünleri satıp Ordu’nun parasını alıp gidiyorsa bu stratejik durumların dikkate alınması gerekir.

 

SİYASET TÜRKİYE DE NASİP İŞİ

 

  Siyaset Türkiye’de nasip işi. Onun için ayrı mücadele etmen lazım. Ben ticareti mi yapayım, ben bürokratlık mı yapayım,  ben siyasette yapayım dersen olmuyor. Siyaset ayrı bir kulvar olduğu için o alanda mücadele edeceksin. Türkiye’de siyasetçi sadece siyaset yapacak. Siyasetin içerisinde olan birisi olarak zaman zaman duygu ve düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Bunu gerek sosyal medyadan, gerek gezer tozarak vatandaşlarla paylaşırız. Siyasi olarak ülkücü bir camianın Milliyetçi Hareket Partisinin içerisinde yer aldım. Bu yolda mücadelemiz devam ederken temsili yetimiz olmadı. Ülkücülük bizim ruhumuzda var. 60 lı yaşlara geldiğim şu günlerde her zaman söylemişimdir” Ülkücülük  vatanını, milletini, bayrağını, dinini sevmek ve bu uğurda yaşamaktır” Bunu sadece ülkücüler olarak değil de bizden daha iyi yaşayan herkese selam ederim.

 

TÜRKİYE NİN GÜNDEMİNDE AHMET REFİK ALP VAR

 

   Bu kişi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına birkaç kez aday olmuş olan birisi. Sonuçta bu toplum kendisini belediye başkanlığına layık görmemiş, seçim kazanamamış birisi. Medyada konuştuğu  fikirleri hala konuşulan, tartışılan birisiydi. Uçuk projeleri olan birisiydi. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.  İnsanımızın gel şu fikirlerini şurada uygula dediğine şahit olmadık. Ulubey’e baktığın zaman köyleri mahallelerinden çok çok önce elektriği aldı.

 

ULUBEY DE BİR SÖZ VARDIR  ”ULUBEY GELİŞMEZ”

 

   BU söz Ulubey için klişe olmuş bir söz. Ulubey neden gelişmez? Orada bir kere durun. Neymiş efendim Ulubey Ordu’ya çok yakınmış. Bir ilçenin ile yakın olması dezavantaj değil avantajdır. Bugün gelişmiş illere ve ülkelere baktığın zaman insanlar şehir merkezlerinde çalışıyor ikametini ilçelerde gerçekleştiriyorlar. Biz ne yapıyoruz? Ordu merkezde duruyoruz servisle Mesudiye’ye gidiyoruz. Günde iki saatimiz yolda geçiyor. Fındık zamanları yaklaşık 2 ay Ulubey’de dururum. Ulubey’de evimden arabama bindiğimde 12 dakikada Ordudayım. Akyazı’da duruyorum 12 dakikada işyerime gelemiyorum. Ulubey’de yaşayacağım evde doğal gazı kaloriferi olan asansörlü daireler var. Bu sosyal hayat az çok var. Bunların altyapısı olsa ben Ulubey’de dururum. 1970 li yıllarda Ulubey’den bir arsa satsan Ordu’dan iki arsa alıyordun. Şimdi Ulubey’i satsan Ordu’dan arsa alamıyorsun. O zamanlar Ulubey gelişmeye daha müsaitti. Bugün rahmetli olan başkanlarımıza rahmet diliyor sağ olanlara sağlık diliyorum.

 

 ULUBEY İLÇEMİZİN TURİZM ANLAMINDA HER ŞEYİ VAR

 

     İlçemizde bugün küpkaya kanyonu diye bir yer var. Bunu zamanında konuşmuşumdur. Arkadaşın bir tanesi gelip oraya tesis kurdu. Ulubey ilçesinin yaylası var, kanyonu var, şelalesi var, kalesi var, yeşilliği var, manzarası var, üstelik Ordu’ya da yakın. Bundan daha fazla avantaj olabilir mi? Bunlarda istifade edebilmek için projeler yapmak lazım. Ulubey’e 10 kişi gelse yatacakları otel yok. Bir program yapsan 150-200 kişiyi ağırlayacak bir ortam yok. Mehmet Yılmaz, Nuri Öz ile birlikte belediye başkanlığına adaydık. Belediye meydanında Mehmet Yılmaz abi ile karşılaştık. Kendisine “ Gel biz adaylıktan çekilelim mesleği gereği bu iş Nuri Öz’e yakışır” dememe rağmen Mehmet Yılmaz kazanacağını bildiği için adaylıktan çekilmemişti.  Eskiden dostluk arkadaşlık vardı. Yeri geldi adaylar birbirimizden oy istedik. Bunlar güzel günlerdi. Ulubey eskiden Ordu’da yaptığı bir gecede geceye bin kişi katılırdı. Birlik ve beraberlik üst seviyedeydi. Şu anda o zamanki ortamdan hiçbir eser yok.

 

FİSKOBİRLİK GENEL MÜDÜRÜ OLDUK VATANDAŞ 6 DOLARA FINDIK SATTI

 

   Milliyetçilik ilk önce kendi aileni, ondan sonra komşularını, ondan sonra köyünü, ondan sonra ilçeni, sırasıyla ilini ve ülkeni düşünmek zorundasın. Bugün İslamiyet’te de olan “ Komşusu aç iken tok yatmayacaksın. Biz bunları yapamadık. Bu nedenlerden ötürü Ulubey ileri gidemedi. Bir toplum kendisi için mücadele edecekleri bir yere yazacak. Ben soya genel müdürü oldum 300 öğrenciye burs verdiğimiz 300-500 kişiye ekmek verdiğimiz Türkiye’nin ilk 500 işletmesi arasında yer almış olan yerde idareci olduk. Fiskobirlik genel müdürü olduk vatandaş 6 dolara fındık sattı. O dönemlerde vatandaşın sevgisinden sokaklarda gezemiyorduk. Şimdi bakıyorum vatandaş 3 dolara fındık satıp dua ediyor. Toplum kendisi için mücadele edenlerin kıymetini bilmediği süre içerisinde ezilmeye devam edecek.

 

6 DOLARA FINDIK SATANI AL AŞAĞI ETTİN 3 DOLARA FINDIK SATTIRANA DUA ETTİN

 

  Maalesef bu günleri de gördük. Bugünkü fındığın ederi 3 dolar bile değil. Bizim Fiskobirlik genel müdürlüğü yaptığımız dönemlerde fındığın kilosu 6 dolara tekamül ediyordu. Bugünkü para ile 45 TL. dir. 20 liraya fındık satıp seviniyorsun.  Biz vatandaşın cebine bir iki kuruş daha fazla girsin hesapları yaparken birileri de çıkıp ortaya bizleri savunmadı.

 

ORDUSPOR’U TEK BAŞIMIZA KURTARMAYA GÜCÜMÜZ YETMEDİ

 

   O gün 3.ligde sahipsiz kalan bir takıma sahip çıkarak 2.lige çıkardık. İlk 4 maçta 10 puan almış olan bir kulübün altını oyarak Yaşar Pamuk niye başkan oluyor biz başkan olalım diyerek aynı ekip Orduspor’u aldı. İşte aynı Orduspor başka bir başkanın yönetiminde zor bir süreçten geçerken Ordusporlular bizlere güvenerek  “Sen bu Orduspor’u düştüğü yerden kaldırmıştın, yapsan yapsan bu işi yine sen yaparsın” diyerek tekrar Orduspor’u aldık. O süreçte 35 trilyon olduğu söylenen bir borç 47 trilyona çıkmış, bu borcun 20 trilyonu mevcut yönetime, 20 trilyonu vergi ve SSK diyerek aldığımız borç bir anda 87 trilyona çıktı. Bu süreçte bir tane kombine bilet satamadık. Sebep olarak da birileri göz böğürttü. Kombine satamadık, reklam alamadık, Spor toto ve lotodan 5 kuruş alamadık. Hesaplarına bloke koyulmuş, transfer tahtası kapalı olan bir kulüpte kendimize zarar vermemize rağmen başarılı olmadık. Hala o davalar şahsımızda devam ediyor. Şuanda liglerde en az 10-15 Ordulu futbolcu oynar. O bizim o süreçte altyapıya verdiğimiz önemi gösteriyor. Biz o dönemlerde Orduspor’un menfaatleri doğrultusunda çalıştık. 10 liralık borcu 110 liraya çıkarmadık. Orduspor’un borcu 90 lira ise 80 liraya düşürdük ama  puan silmeler neticesinde sportif başarı gelmedi. O süreçte ili yönetenler bizlere destek olmamışken köstek oldular.

 

ORDUSPOR’A ALTERNATİF TAKIMLAR KURULDU

 

   O süreçte çok zorluklarla karşılaştık. Ordu insanı Orduspor’una sahip çıkmadı. Parasını kirasını verdiğimiz tesislerinden dönemin valisi  İrfan Balkanlıoğlu’nun talimatıyla polis tarafından tesislerimiz boşaltılmıştır. Kendisine hakkımız asla helal etmiyorum. Kendi odama girip özel eşyalarımı alamadım. Mahkemeden yürütme kararı almamıza rağmen bir gecede eşyaları başka bir yere devrettiler. O sözleşmeyi  çürütmek için adaleti yanılttılar. O bina yıkılırken biz orada der der tepinirken  yanımızda 10 kişi yoktu. 1967 dışında başka bir takımı kabul etmem.

 

 

120 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın