GURBETTEN SILAYA “YOL VE ULUBEY”

Bu yazımda Ulubey yollarında küçük bir yolculuk yapacağız.

 

Değerli Hemşehrilerim;

 

      Bu yazımda Ulubey yollarında küçük bir yolculuk yapacağız. Yol  kelime kökeni olarak Türkçe  “yolak” (patika, yol) sözcüğünden gelen kelime olup yürü anlamındaki “yori” kelimesi ile kökteştir.  Tarihte ilk yollar hayvanların kullandığı güzergahlarda kendiliğinden oluşan patika yollardır. Sonra bu yolları insanlar kullanmışlar ve geliştirmişlerdir. 

 

      Yol nedir? Kelime anlamı itibarı ile herhangi bir şeklide bir yerden bir yere ulaşmak için kullanılan araçtır yol… Bu karada, denizde ve havada fiziki bir güzergah olurken gönülden gönüle, kalpten kalbe, fikirden fikre  manevi ve ruhi bir güzergahtır da . Yol kimine bir soru çözdürür kimine yaratanı buldurur kimini de sevdiklerine, ailesine kavuşturur. Sonuçta yol ulaştırır, buluşturur, çözüme kavuşturur.

 

      Yolların dili, gözü, acı tatlı hikayeleri, geleni ve gideni vardır. Yol bir yazgıdır.Zaman, aşk bir yoldur.Yol seyahat ise yolcu seyyahtır. Bazen yarı yolda bırakılırız güvendiğimiz kişilerce bazen de biz yoldan çıkarız kibrimize, hırsımıza yenik düşerek… Ne güzeldir yol arkadaşlığı bitimsiz yorgunluğa devadır. Bazen unutmak bile yoldur…

 

      Ülkemiz fiziki anlamda yol hususunda ciddi bir yol aldı mesafe kaydetti. Bugün hemen hemen her yer duble dediğimiz bölünmüş yol ve otobanlarla örülü. Hali ile ilçemizde bundan istifade etmeliydi. Nitekim de etti. Fiziki yollar hissiyattan ziyade direkt temas sağlar. Önemlidir.

 

      Değerli Dostlar, Benim çocukluğumda Ordu-Ulubey yolu tek şerit, gidişli- gelişli, virajlı bugünkü Anadolu’da birçok köy yolundan daha  kötü idi. Ulubey- Ordu arası  45 dakika 1saat sürerdi. Ciddi kazalar ve can kayıpları yaşanırdı.90lar’ın ortalarında Sivas yolundan geliş istikameti olduğundan Katırcıoğlu Boğazından Ordu’ya kadar bölünmüş yol yapıldı ilk önce. Sonra Yemişli Köyü civarına fabrikalar kurulunca bu yol Katırcıoğlu Boğazından Dedeli Köprüsüne kadar bölünmüş yol olarak uzatıldı. Derken Ordu-Sivas-Akdeniz bağlantı yolu projesi kapsamında aynı yol Çavuşoğlu Boğazına kadar bölünmüş yol olarak devam etti. Nihayetinde buraya kadar çıkan bölünmüş yol Ulubey- Gürgentepe ve Gölköy’e bağlanmak üzere çalışmalar başladı. 2000’lerin başı idi. Fakat bu yol bitmek bilmedi. Şiirlere, şarkılara, mizaha konu oldu. Hatta iki aşık birbirine aşkımız Ordu- Ulubey yolu gibi olsun hiç bitmesin diyordu.

 

      Yol, son iki yıldır nihayet ciddi bir çalışma ile hızlandı ve Ulubey etabı bitime yaklaştı. Şuan Kara Fındık Fabrikası önünden  benzinliğin  oraya kadar aşağı yukarı bir kilometrelik bir etap kalmış. Bu kısım çok önemli çünkü burası kent girişi, burası bir vitrin olmalı.  Buraya bir hastane inşa edilmiş. Burada bir yaya sirkülasyonu olacaktır. Umarım bu kısım için Kara Yolları yetkilileri ile Belediye istişare içerisindedir. Bu kısmın mutlaka bölünmüş yol olması ve gidişli- gelişli kent estetiğine yaraşır bir yaya kaldırımı, Yeni Mahalle yol ayrımına bir üst geçit, döner kavşak veya trafik lambası gibi bir düzenleme yapılması gerekir. Bu şu dönemde yapıldı yapıldı aksi takdirde bir daha yapılmaz. Bu bir akıl verme filan değil gözlemleri aktarmadır ve gereksinimdir.

 

      Çavuşoğlu Boğazından yeni hastaneye olan kısım evet yapılmış güzelde olmuş lakin burada şöyle bir sıkıntı var. Değerli dostlar, bu ara bölünmüş yol değil ama yapılış itibari ile öyle bir izlenim veriyor. Bu da ciddi tehlikelere davetiye çıkarıyor. Burası normalde duble yol olacaktı da sonra mı vazgeçildi bilmiyorum. Burada sürücülerin algısı da orayı bölünmüş yol olarak görüp aşırı hız yapması . Ben daha yeni Fındıklı Mezarlığı yanında 3 defa büyük kaza atlattım. Alttan gelen araçların gazabına uğradık resmen. Bizi yol kenarına attılar. Allahtan biz yavaştık. Daha yeni Ekim ayı içerisinde yine bu güzergahta ciddi bir kaza oldu. Allahtan can kaybı yoktu. Virajlar için ek tedbirler alınmalı. Dedeli Köprüsünden Ulubey istikametine geçince virajda plastik dubalar vardı. Bunlar tehlike arz ediyordu. Nihayet kaldırılmış ve o bölge genişletilmiş. İnşallah diğer virajlarda da bu önlemler alınır. Benzinliğin oradan fabrikaya kadar olan  kısımdaki evlerde mağdur edilmemeli. Orada resmen tozun toprağın içinde kalmış ve bir kısmı toprağa gömülmüş evler var. Neredeyse dükkan katının kepenkleri açılmıyor yarısına kadar doldurulmuş.

 

      Daha önceki yazılarımda belirttiğim Karakoca istikametinde eski heyelanın olduğu kısım patates tarlası gibi duruyor. Üst yol Eski Devlet Hastanesi ile Çamlık yolu Karakoca Mezarlığına kadar asfaltlanmış . Güzel olmuş. Çamlığa bir de kamu konutu yapılmış. Bu da güzel lakin Karakoca- Kıranyağmur yolu ve Karakoca- Çukur Çonkara yolu sevgilisi terk etmiş bir kalbin damarları gibi paramparça. Gerçekten çok kötü. Bu yol 3-5 yıl öncesine kadar Elmalık Dağı’nın kırmızı çakılı ile kaplıydı. Sanki bir Afrika Ülkesinin yolları gibiydi. Keşke öyle kalsaydı. Hiç olmazsa ara sıra belediye iş makineleri ile buraları düzeltiyordu. Sonra buralara asfalt yapılacak diye astar attılar ve hala öyle duruyor.

 

      Allah aşkına bu yol Ulubey’e, Ordu’ya yolda bu kadar mesafe katetmiş Türkiye’ye yakışıyor mu? Yetkililere sesleniyorum. Ailem Karakoca’nın Ulubey Kırağını mevkisinde oturuyor. Gelin bir çayımızı için her zaman sıcak çayımız vardır. Gelirken de bir yolları görün. Karakoca’dan Hacettepesi’ne geçin. Yeminle o yol insanın yüzünü kızartır. Yazıktır o güzergahta oturan insanlara. Belki de planlanmıştır bilmiyorum ama benim bildiğim o yollar hep kaderine terk edilmiştir.    

 

      Benim çocukluğumda eski mahalleler yol, su, elektrik yönünden belediye bağlıydı. Köyler ise YSE’ye bağlı idi. Mahallelerde su da , elektrikte , yol da yoktu. Köylerde hepsi vardı. YSE bir şekilde çalışıyordu. 90’lı yılların başında elektrik ve su mahallelere geldi ama yol hala aynı yol.

 

      Değerli Yetkililer; Bu sizi üzmek, kırmak, çalışmıyorsunuz demek için yazılmış bir yazı değil sadece kanıksamış olduğunuz bir gerçeği göstermek içindir. Bazen insan işin içinde olduğu için göremez ama dışarıdan gelen bir çift göz sizin göremediklerinizi görür. Ulubey hepimizin. Muhakkak diğer mahallerde de aynı sorun vardır. Kırılma, darılma yok. Dost acı söyler. Bir Ulubeyli olarak bunları söylemek benim görevim. Bunu ciddiye alırsınız ya da almazsınız bu sizlerin bilebileceğiniz bir şey. Velhasıl yol önemlidir. Değerli Yetkililer, bir gün bu yollar bizi sizlere, sizleri bizlere ulaştırır. Birer bardak çay içeriz. Tabii ki bütün bunlar sizin için önemli ise. Değil ise zaten ne yaparsak boş.

 

      BİR DÖNEM ÇALIŞMAKTAN BÜYÜK ZEVK ALDIĞIM GÜZEL İZMİR’E GEÇMİŞ OLSUN DİYOR. VEFAT EDENLERE RAHMET YARALILARA ACİL ŞİFA DİLİYORUM.

 

      Değerli Hemşehrilerim, Allah doğru yoldan ayırmasın. Yüreğindeki yol Ulubey’e çıkan herkese selamlar…

 

SAYGILARIMLA…

 

 

 

395 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın